KISA TARİH

Gül suyunun antiseptik ve antibakteriyel özelliklerin olduğu Roma Dönemi’ nde bile biliniyodu; ellerini gül suyu ile yıkar, gül suyu ile banyo yapmaktan hoşlanırlardı. Böylece gül tarımı ve ticareti bu dönemde önem kazandı. Eski medeniyetlerin çoğunda gül suyu dini veruhani törenlerde kullanıldı. Orta Çağ, gülün tedavi edici özelliklerini ön plana çıkarttı ve Rönesans dönemi boyunca depresyonun tedavisinde gül kokusu en gözde tedavi aracı oldu. Gülü çok seven ve sık sık gül suyu ile banyo yapan İmparatoriçe Josephine zamanında gül kokusu popülerliğini Avrupa’da arttırmaya başladı.  İmparatoriçe 1798 yılında “Malmaison Bahçeleri” olarak bilinen gül bahçelerini kurdu. Karısının gül merakını destekleyen Napolyon, uzak diyarlara açılan kaptanlarına yeni gül türleri bulduklarında, fidelerini memlekete taşımalarını emretmişti. Böylece koleksiyondaki çeşitler çoğaldı. Ölümüne kadar geçen 16 yıl boyunca, masrafları bizzat İmparatoriçe tarafından karşılanan bu bahçelerde 250 farklı gül türü yetiştirildi. Fransa dünya parfümerisinin lideri oldu ve en büyük gül tedarikçisi olarak da Isparta şehrini seçti. Isparta ilinde ilk gül yağının 1892 yılında iptidai imbiklerde Müftüzade İsmail Efendi tarafından üretildiği tahmin edilmektedir.

Ödeme yapmadan sadece ön rezervason yapmak için tıklayın. 

EKONOMİ

Dünya gül yağı talebinin yüzde 70′i Türkiye’den karşılanırken, geri kalan yüzde 30′u ise Bulgaristan tarafından karşılanmaktadır. En yüksek gülyağı içeren gül cinsi “Rosa Damascena” sadece Türkiye’de ve Bulgaristan’ın Kızanlık bölgesinde üretiliyor. Senede ortalama 8.000 Ton gül çiçeği işlenmektedir ve senelik 40 Milyon€ Avroluk bir ekonomiyi temsil etmektedir. 1 KG gülyağı üretmek için 4-5 Ton (1.4 Milyon tomurcuk) gül çiçeği işlemek gerektiği düşünülürse, gül yağının litresinin kilosu 10.000-12.000€ Avro  civarında alıcı bulmasına şaşırmamak lazım.  Üretimi yıl içinde yalnızca güllerin olgunlaştığı Mayıs – Haziran aylarında yapılır.

PROSES

Sabahın erken saatlerinde güneş doğmadan toplanan çiçekler gölgede kurutulur. 500 kg kapasiteli krom ve bakır donatımlı kazanlarda konularak 1.5 ton su ilave edilir.Daha sonra iki saat süreyle basınçlı kazanlarda 100 derecede kaynatılır. Bir süre sonra kaynayan yağlı su karışımı buharlaşmaya başlar. Modern samıtma sistemleri içide soğuk suyla karşılaşan yağlı karışım yoğuşur. İlk işlemden sonra geride kalan su bir kez daha distile edilip içinde kalan yağ ayrıştırılır. Bu işlem suyun içindeki yağ oranı sıfıra inene kadar tekrarlanıyor. Elde edilen yağlar, yağ odasında filtre edilerek işlem tamamlanıyor.

Programın Önemli Noktaları

Isparta Gül Hasadı

Gül hasadı ve gül ürünlerinin üretimi ile ilgili çalışmaların incelenmesi, güneş doğarken başlar ve en geç saat 10:00 da biter. Aromatik bitkilerin hasadı, uçucu yağlar içerdiği için hava sıcaklığının düşük olduğu saatlerde hızlıca yapılmalıdır. Bu aynı zamanda fotografik ışık için de en uygun zamanlardır. Hasadı yapılırken gül bahçelerinin içerisinde fotograf çekeceğiz ve bize ayrılan alanda kendi gül hasadımızı yapabileceğiz. Toplama sonrasindeki aşama ise gül çiçeklerinin işlenmesini öğrenmek için bir fabrika ziyareti yapıyoruz. Modern üretim süreçleri aslında temelinde geleneksel damıtma sürecinine çok benzemektedir. Burada geleneksel anlamda gül yağı, gül suyu gibi gül bazlı mamüller nasıl üretilir bunu öğreneceğiz.

Sagalassos’un Kadim Suyu : Antoninler Çeşmesi

Sagalassos , Ağlasun Dağları’nın güneye bakan yamacına 1400-1700 metrelerde kurulu görkemli bir antik kenttir.
Antoninler Çeşmesi’nden içilen suyun insanları güzelleştirdiğine ve bu sudan içenlerin birbirine aşık  olduğuna inanılırdı. Sagalassos etkinliğimizin ilk adımını oluşturacak.

Isparta Mutfağı

Isparta mutfağı ile ünlü olmasa da, Bulgur Çorbası, Bakla Boranisi, Kesmik Güllacı, Tatar Mantası, Banak Kebabı, Şalgam Aşı , Yatırtma, Kuyruğu Sulu, Tosmankara Tatlısı gibi ilginç ve kendine özgü yemekleri mevcut. Haşhaş yağı yemeklerde sıkça kullanılır. Gül suyu ise tatlılarda kullanılan lezzetlerdendir. Isparta’da 1851’de kurulan Kebapçı Kadir’de Isparta kebabı veya mevsiminde oğlak yenebilir. Aynı şekilde 1944’te kurulduğu günden beri, eski Üzüm Pazarı’nın girişindeki mekanda hizmet veren Ferah’da Isparta Kebabı’nı yiyebilirsiniz. Oğlak / Kuzu mevsimi dışında ise Isparta şiş köftesi 10 numaradır .

Eğirdir Gölü ve Barla Dağı

Türkiye’nin en büyük 2. tatlı su gölü olan Eğirdir Gölü’nden dimdik yükselen 2800 metre yüksekliğindeki Barla Dağı fotograf tutkunları için iyi poz verir. Eğirdir Gölü etrafındaki kıyı şeridi çok güzel paroramalar içerir. Küçük molalarla göl boyunca ilerleyeceğiz. Göl deniz seviyesinden 900 metre yukarıdadır ve mevsimlere göre farklı renkler yansıtır.

Güneykent Gül Müzesi

Fikir olarak ilginç, Türkiye’nin ilk Gül Müzesinin Kurulması. Güzel Gül ve Müze kelimelerinden de GÜZE bulunmuş müzenin ismi olarak. Asıl amaç Gül Hasadı için gelen yerli ve yabancı turistlere gül dışında da bir şeyler gösterebilmek. Çok da güzel yapmışlar 1000 metre karelik kapalı bir alanda seneler boyunca sergileyecekleri çok şey olacaktır. Başlangıç olarak şu an fikre ait güzel bir hikayesi var.

Kuyucak Köyü

Isparta’ya 47 kilometre uzaklıkta olan Kuyucak; Torosların eteğinde yüksek bir tepeye kurulmuş, etrafındaki yamaçların ve ovaların çoğu lavanta tarlalarıyla çevrili şirin bir köy. 1315 yılından bu yana yerleşim olan Kuyucak, bugün 250 kişilik nüfusa sahip.  Kıraç ve susuz arazileri yüzünden yıllar önce göç vermeye başlayan Kuyucak Köyü’nün kaderi lavanta ekimi ile tersine dönmüştür.

Bu programlar da ilginizi çekebilir

× Whatsapp'dan mesaj atın bize